Arşiv

prof dr şaban teoman duralı ile röportaj

Dil bir şeref meselesidir. Bir milletin en şeref duyacağı olay dilidir. Dili gitti mi bitti, millet olmak vasfını kaybeder.

ahl k açıdan karl polanyi nin iktisat anlayışı

“Serbest piyasa ekonomisi toplumun insani ve doğal özünü yok etmeden yaşayamaz ve insanı fiziksel olarak yıpratacağı gibi çevreyi de çöle çevirir”. -Karl Polanyi

kimin ahl kı

Aşırı hızlı sosyal değişmenin temel bir sonucu hafızasızlık ve unutma problemidir. İnsanın ahlâk problemi açısından bakıldığında bu husus belirleyicidir.

seküler bir ahl k kurma çabası olarak sosyoloji

Durkheim, göreneğin uzak bir geçmişten beri yapılageldiği için aşina bir davranış şekli olmanın yanı sıra, aynı zamanda toplumun bütün üyelerine kendisi ile mutabakatı bir mecburiyet olarak dayatan normatif bir iktidar olarak da tanımlanabileceğinin altını çizmektedir.

adalet ve ahl k

“Ahlâk” ve “genel ahlâk” kavramları, hukuk terminolojisinde farklı anlamları karşılar. Ahlâk, kişinin vicdanı, sübjektif-ferdî anlayışını ifade ederken idare hukukunun bir terimi olan “genel ahlâk” terimi aynen menfaat-kamu menfaati (kamu yararı), düzen-kamu düzeni gibi ikililer arasındaki derin fark gibi bir anlam farkını içerir.

ahl k-hukuk ilişkisi ve toplumsal düzen

Hukuk, toplumsal hayatı düzenleyen ve devlet tarafından yaptırıma bağlanmış kurallar bütünüdür. Hukukun amacı, gerek bireysel gerek toplumsal çıkar çatışmalarını gidermek, bunları dengeli bir hale getirmek suretiyle toplumun düzenini sağlamaktır.

değerler hiyerarşisi bağlamında etik ve ahl k

“Etik”, bireyin belli bir durumda ifade etmek istediği değerlerle ilgiliyken; “ahlâk”. bu değerlerin uygulamasıyla ilgilenmektedir. Bir başka ifadeyle; etik usûl veya biçim, ahlâk ise esas ya da içerik ile ilgilidir.

kriz ahlakından ahlak krize günümüzde ahl k meselesi üzerine bazı

Olağanüstü şartlar, olağan dışı kararlarla karşılanır. Olağan dışı kararlar, kurallaştığı veya kurallaşmış gibi bir görüntü kazandığı zaman, yeni bir ahlâk oluşuyor gibi gözükse de (bu görüntü yanıltıcıdır; ahlâk mahiyeti gereği olgulara bağlı olamayacağı için, olgulara bağlı kurallara ahlâk denemez; çünkü ahlâk mahiyeti gereği olguları önceler ve şekilendirir), yeni talepler ile birlikte ortaya çıkması muhtemel bir düzende, talepler istikrarlı olamayacağı için, istikrar kazanamaz.

takdim yerine - kaybolan ahl kın peşinde

Kendisini unutmuş, dedesine nefret duyan ve bu nefreti bazen daha uzak cetlerine abartılı güzellemelerle açığa vuran, olmadık yerlerde kendine köken arayan, kâh Batılı olmaktan oldukça sevinçli ve mutlu, kâh eskinin hasreti ile hüzünlü ve öfkeli, adeta bipolar bir toplumuz.

türklerde devlet ve arşiv

Osmanlı Devleti’nin resmî kâğıda ve arşive verdiği değeri hiç kimse, Sultan III. Mustafa’nın kendisine ait bir fermandaki şu sözleri kadar ortaya koyamazdı: “Defterler, devletin hazinesi mesabesindedir. Tek harfine bile zarar gelmesinin hesabını hiç kimse veremez.”

para ve kelime ile ilgili bazı notlar

İsmail Müfid İstanbulî (öl. 1802), Ahlak-ı Adudiyye Şerhi’nde, insan türünün varlığını “teâvün ve temeddün” sayesinde sürdürdüğünü, bunların ise “medeni siyaset” adı verilen büyük bir düzenlemeyi (tedbirün azim) gerektirdiğini söyler. Buna göre medeni siyaset ve toplumsal hayat üç önemli unsura dayanır: Bunlardan birincisi din adıyla bilinen ilahi kanunlardır.

entelektu ellere rag men

Nasıl ki yedi ölümcül günah ve yedi asil erdem varsa, yedi tür de entelektüel vardır. Yahut, en azından yediye kadar sayınca, bu kadar çeşitlilikle yetinip kafa karışıklılığı da yaratmamak adına saymayı bırakmak fena olmaz. Bir kişi aynı zamanda hem ilahî düzeni kabul edip hem de şeytanla oynaşıyorsa tatmin edici bir girizgâhtan epey uzaktayız demektir.

Altıncı yılını dolduran Suriye iç savaşı ve Türkiye’nin uyguladığı açık sınır politikasının neticesi olarak resmi rakamlara göre üç milyon civarında Suriye vatandaşı bu süreç içerisinde ülkemize sığınmıştır.

dr kerem kınık ile göç üzerine

"insani diplomasi önemini yeni idrak ettiğimiz bir kavram"

Dil insana has bir özelliktir ve kendisini “isimlendirme kabiliyeti”nde izhar eder. İsimlendirmek, bir sesi, bir şeyi işaret ve temsil edecek bir şekilde, tahsis etmek demektir.

doğu batı denkleminde adalet hukuk devlet ve değişim

Fransız idare hukukunun halkı müşteriye indirgeyen veya devleti hizmetçi/garson devlet anlayışı değil, işin aslına ve tabiatına uygun şekilde halkına hâdim devlet anlayışı devlet geleneğimize her yönüyle uygun düşer...



Toplam: 115 |  Gösterilen: 1 - 20 1 2 3 4 5 6 >>>