24 Kasım 2015

  • Paylaş
kutadgu bilig’de türk devlet anlayışı
kutadgu bilig’de türk devlet anlayışı

Kutadgu Bilig, sadece edebî bir eser değil, dönemin sosyolojisine ışık tutan, kamu yönetimine dair konuların ele alındığı; kültür ve medeniyeti, devlet telakkisini, Türklerin dünyayı algılama perspektiflerini tespit eden ve bunu sonraki nesillere aktarmayı amaç edinmiş bir baş yapıttır.

Kutadgu Bilig bir siyasetnâme olarak siyaset ve devlet idaresi fikrini felsefî ve idealist açıdan ele alır. Dönemin devlet adamlarına yol göstermek, idari aksaklıkların önünü almak ve kanaatimizce de Türk devlet geleneğini, etkisi altına girilmeye başlanan Fars geleneklerinden korumak eserin yazarının temel amaçlarındandır. Yusuf Has Hâcib, 11. asırda Türklerin ahlâk, hukuk ve devlet idaresindeki geleneksel düşüncelerini ve o devirdeki devlet teşkilatını tespit ederek bunları gelecek nesillere aktarmak istemiştir. Eser bu amaçlar doğrultusunda hikâye etme yöntemi ile kaleme alınmış olup başlıca dört kişi ve bu dört kişinin temsil ettiği semboller etrafında oluşturulmuştur. Bu dört kişi: hükümdar Kün Togdı, vezir Ay Toldı, Ay Toldı’nın oğlu ikinci vezir Öğdülmiş ve Odgurmış’tır. Bu dört kişi ise sırasıyla; adalet, saadet, akıl ve âkıbeti temsil eder. 

 

 



İlgili Konular Nusret Gedik
Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Düşünce Dergisi'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş

günümüz türkiye sinde müslüman kadının siyasi hayata katılımı üzerine görüşler

Geçmişte Müslüman kadınlar siyasi partilerin iktidar savaşında araç olarak kullanılmış ancak seçimlerden sonra evlerine geri gönderilmişlerdi. İslamcı olsun olmasın ataerkil zihniyetin uzantısı niteliğindeki bütün siyasi partiler için bu geçerlidir.

devletin kaybından sonra bir milletin tasfiyesi endülüs müslümanlarının sonu

Moriskolaştıktan sonra görünüşte Hristiyanlığı kabul etseler de Eski Hristiyanlar onların bu yeni kimliklerine hiçbir zaman güvenmemiş ve kendileri için uygun gördükleri bir zamanda da tamamen tasfiye yoluna gitmişlerdir. Günümüzde bu dramatik süreci iyi tahlil etmediğimiz takdirde dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan sadece Müslümanların değil, ezilen pek çok milletin yaşadığı dramları anlamlandırmamız mümkün değildir

muhammed abid cabiri ve mustafa akkad ın eserleri ışığında islam

Peygamber dönemi siyasi formasyonunun tam anlamıyla bir devlet şeklini alması daha sonraki dönemlerde görülebilir; ancak peygamber döneminde; yetke (sulta), bu yetkenin kaynağı ve meşruiyeti ispatlamaya yönelen ve dine daveti esas amaç edinen, bu dava-ispat ekseninde şekillenen bir siyasi yapıdan söz edilebilir.

devletin ideolojik aygıtı olarak sinema

Duygusal boyutta özdeşleşebileceği kahramanlar ile hayalleri bir araya getiren sinema, devletin ideolojisi ile toplum arasında bir arabulucu gibidir. Genellikle ise bu arabuluculuk devletin hanesine artı puan yazdıran ikna ile sonuçlanır.

rasyonel aklın türevlerine karşı geleneğin tortusu

Sözleşmeyi haklılaştırmak için türev vazifesi gören rasyonalizm, aklı kutsamak adına, bütün etik ve ahlaki değerleri irrasyonel ve modası geçmiş yaftasıyla reddetmiştir.Geleneksel ilişki biçimlerinin ve dayanışma ruhunun kaybolması ile insan muhafazasız kalırken, devlet giderek daha fazla merkezileşmeye ve totaliterleşmeye başlamıştır.

el-med netü l-f dıla

Demokrasi Farabî’ye göre her türlü hazcılığı ihtiva edebilecek ve her türlü fasid fikrin ortaya çıkmasına neden olabilecek bir yönetimdir. Demokrasi herkese her şeyi yapması için serbestiyet tanıdığı için faziletli olması mümkün değildir.


En Çok Okunanlar