Güncelleme: 17 Haziran 2017

  • Paylaş
suriyeli kadınlarla röportaj

Savaş, şiddet, baskı gibi nedenlerle evlerini, yurtlarını terk eden mülteci kadınların çektiği sıkıntılara dair pek çok hikâye duyuyoruz. Sadece ülkelerinden ayrılmadan önce değil aynı zamanda göç esnasında ve göçten sonra yaşadıkları zorlukları anlatan bu hikâyelerde hep göçün olumsuz etkilerine maruz kalan kadınları görüyoruz.

sınırları aşan üç öğretmenin hikâyesi

Savaş, şiddet, baskı gibi nedenlerle evlerini, yurtlarını terk eden mülteci kadınların çektiği sıkıntılara dair pek çok hikâye duyuyoruz. Sadece ülkelerinden ayrılmadan önce değil aynı zamanda göç esnasında ve göçten sonra yaşadıkları zorlukları anlatan bu hikâyelerde hep göçün olumsuz etkilerine maruz kalan kadınları görüyoruz. Mülteci kadınların mağduriyetini anlatan bu bilindik hikâyelerin dışındaki örneklere ise pek rastlamıyoruz. Çocukları ve ailesi için daha güvenli bir yaşam isteğiyle riskli bir göç yolculuğunu göze alabilen ve göç sonrası uyum sürecinde önemli rol üstlenen kadınlar hiç resmedilmiyor.

Bu nedenle, göç ile kadın arasındaki ilişkiyi anlatırken çaresiz ve mağdur kadınların yerine savaştan önce yaşam standartları yüksek olan, iyi eğitim almış kadınların göç tecrübelerine kulak vermek istedik. Kadınların göç edilen ülkeye yerleşmede, kurdukları bağlar yoluyla göçün sürdürülmesi ve entegrasyon süreçlerinde oynadığı rolü yansıtmak amacıyla İstanbul’da bir göçmen derneğinde çalışan Suriyeli kadınlarla görüştük. 

 

Yazının devamı Düşünce Dergisi'nin Göç sayısında...

 

 



İlgili Konular Suriye kadın
Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Düşünce Dergisi'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş

dünden bugüne göçler ve türkiye

Göç ve mülteciliğin akademik ve toplumsal hayatımıza bu kadar yoğun bir biçimde girmesinde şüphesiz, (Suriye savaşının başlamasıyla) İkinci Dünya Savaşı’ndan beri en büyük zorunlu göç sorunu ile karşı karşıya olmamızın önemli bir payı var.

Altıncı yılını dolduran Suriye iç savaşı ve Türkiye’nin uyguladığı açık sınır politikasının neticesi olarak resmi rakamlara göre üç milyon civarında Suriye vatandaşı bu süreç içerisinde ülkemize sığınmıştır.

takdim yerine tarihin değişmez akıntısı göç

düşünce dergisi'nin altıncı sayısı çıktı

Artık-değerin gaspı, feodal bağlarından özgürleşmiş emek gücüne ve paranın mahiyetinde gizlenmiş meta fetişizmine olduğu kadar emek sürecinin denetimini kaybetmemek adına emekçiyi daima baskılayacak bir yedek emek ordusuna ihtiyaç duymaktadır. İşte bu çok ihtiyaç duyulan yedek emek ordusunu besleyen en önemli demografik hareket de göç olmuştur.

Tarih boyunca yapılan göçlerin insanın varoluşunu tamamlayan bir süreç olduğundan bahsedilebilir. İnsan gruplarının, dolayısıyla kültürlerin karşılaşmasından yeni toplumsal yapılar, yeni kültürler oluşur. Her bir karşılaşma yeni bir toplumsal inşa manasına gelir.

dr kerem kınık ile göç üzerine

"insani diplomasi önemini yeni idrak ettiğimiz bir kavram"


En Çok Okunanlar