11 Temmuz 2019

  • Paylaş
garbın sâhasında tasavvuf arkeolojisi

erol güngör düşüncesinde tasavvufun “takdîmi”

İbn-i vakt ol virdün olsun dem-be-dem
Dem bu demdür dem bu demdür dem bu dem
Hayretî

Sûfilerin kendilerini “Vaktin/Zamânın çocukları” olarak tavsif edişlerini; dervişin,“tecrübe edilen vakit zarfında yapılması gerekenlerin en mühimini eyleyen kişi” olduğu şeklinde yorumlayanlar olduğu kadar; “Tecellîden mahrum vakit yoktur.” Demek sureti ile felsefecilerin sebeplilik / nedensellik nazariyyesine bir reddiye olarak anlayanlar da olmuştur. Âlemde sebeplilik yoktur; “Halk-ı cedîd” (Her dâim yeniden yaratma) vardır. Çünkü “O her dâim bir şe’ndedir.” (Rahmân 55/29) Âlem bir nefeste ölür, diğer bir nefeste tekrar dirilir. Yıkılan inşâ olur, inşâ edilen ise yıkılır. Bâkî olan ise ancak Celâl ve İkrâm sâhibi olanın vechidir. Başka değil. Her şey bir ânın içinde ölüp ölüp dirilirken, fikirlerin, kanaatlerin zaman içinde değişmeyeceğini iddia etmek evvel emirde daha yaşarken fikirlerini ta‘dîl etme cesâretini gösteren mütefekkirlere haksızlık olacaktır. Mutlak manası ile mütefekkir – ki mutlak kemâle matuftur.- yukarıda geçen âyetin Hz. Peygamber’den (s.a.v) sonra ilk muhâtabıdır. Allah’ın her dâim bir şe’n/ iş üzere oluşunun tezâhürü mütefekkirin zihnine akseder. Oradan da mütefekkirin kalem ve satırlarına. Erbâb-ı kalem sûrî âlemden göçünce satırlardaki fikirlerinin tâ‘dîl, tenkîd ve ıslâhı ise ardına düşen vefa ehli talebelerinin vazifesidir. Yıllarca “Hâşiyecilik ve şerhçilikten” kurtulamayan! Selçuklu- Osmanlı ulemâsının aslında yaptığı bu ince işçilikten başkası değildir. Metin, idrâk edilen zamanın ihtiyaç ve suallerine göre yeniden kurularak ihyâ edilir, vaktin şartlarına göre konuşlandırılır ve hatta yerine göre zamanın bozulan ahengi metnin cetveline göre yeniden tertîb edilir. Fikir meydanına hasbe’l-kader düşmüş olanların alacakları rütbeler bellidir. Fikir cenginin muharipleri ya nev-zuhûr harp taktikleri ile mağlubiyete hoş-âmedî eden birer süvârî olarak kalacaklar ya da kadîm olanı muâsır olan ile mezcederek içten ve dıştan/zâhirden- bâtından gelen hücumları göğüsleyen bir ser-asker olarak yürüyüşlerine devâm edeceklerdir. Fikrin silsile silsile tevârüs etmesi derken kastedilen, fikri kendi zamanında yer tuttuğu halde kabul edip nakletmek değil, fikrin aslına sadık kalarak çağa yürümesine yardımcı olmaktır.

Cumhuriyet devri Türk düşüncesinin “Türk Düşüncesi” terkîbine mutâbık mütefekkiri Erol Güngör’ün, hocası Mümtaz Turhan’ın medeniyet ve kültür eksenli düşüncelerini yenileyerek aktarması aslında Mümtaz Turhan’ın Ziyâ Gökalp Bey’in efkârını aynı düzlemde ele alışından farklı değildir. Onlara göre üstada hürmet etmek demek, üstâdın fikirlerini zamanın karşısında diri tutmak demektir. Ve/Fakat bu tevârüs tarzı genç yaşta göç eden Erol Güngör için maalesef söz konusu olamamıştır. Erol Güngör üzerine yapılan/yazılan bilimsel araştırmaların birçoğuna azıcık göz atmak dahi durumun vahametini gözler önüne sermeye yetecektir. Ziyâ Gökalp’in “atîkiyâtîteharrî” adını verdiği arkeolojik fikir kazılarından öte geçemeyen bu çalışmalar “Erol Güngör’e göre …..” şeklinde açılan bölüm başlıklarında arz-ı endâm eden derlemelerden öteye geçmez. Bu aktarılan metinlerin Güngör’ün kendi kitaplarıkilerden farkı ise araya serpiştirilen bir iki perestiş cümlesidir. Soğuk savaş yıllarının tam ortasında yaşından büyük eserler ortaya koyan Erol Güngör’ün yirmi birinci yüzyıl başlamazdan evvel yeniden okunup yorumlanması ve kitaplarının bugünün idrakine sunulması gerekirken kendisinden bahsedenlerin umumiyetle hâlâ kendisinden aktarmacı ve övücü cümleler ile bahsediyor olması her şeyden evvel Erol Güngör’ün aziz hatırasını rencide edecektir. Bizim de bu yazı ile yapmaya çalışacağımız Erol Güngör’ün tenkîd ve ta‘dîl üzerine kurulan ilmî bakış açısından cesâret almak sureti ile kendi çalışma sahamızın haddine sadık kalarak Erol Güngör’ün tasavvuf üzerine yazdıkları üzerine düşünmekten ibârettir.

 

Yazının devamı Düşünce Dergisi'nin Erol Güngör sayısında...

 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Düşünce Dergisi'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş

erol güngör kaçışlar ülkesinin kaçkın olmayan evladı

Düşünce Dergisi'nin 8. sayısı Türk düşünce dünyasının en önemli mütefekkirlerinden olan Prof. Dr. Erol Güngör’ü ele aldı.

Erol Güngör, Türkiye’nin ve Türk aydınlarının sorunlarını anlamış, bunlara çözüm önerileri sunmuştur. Türk aydınlarının, Tanzimat’tan beri kendine yabancılaşma, milletinden ve kültüründen uzaklaşma cereyanının içinde yer almamış; Türk kültürünün içinde yer alıp, kültürden uzaklaşmadan modernleşmenin yollarını aramıştır.

erol güngör ün tarihte türkler adlı eserinde ittihat ve terakki

erol güngör’ün tarihte türkler adlı eserinde ittihat ve terakki hakkındaki görüşleriyle ilgili bazı değerlendirmeler

Milliyetçilik bir kültür hareketi olmasıyla ırkçılığı, halka dayanan bir siyasî hareket olmasıyla da otoriter idareleri reddeder diyen Güngör, milliyetçiliğin asıl gayesinin geniş kitlenin iradesine dayanan bağımsız bir siyasî idare ve bu siyasî birlik içerisinde millî bir kültür tesis etmek olduğunu belirtmektedir.

Erol Güngör; Türkiye’nin sosyal ve kültürel meselelerine, siyasi ve ideolojik çizgiden uzak fakat tutarlı bir bakış açısıyla, kendine özgü bir yaklaşım sergileyebilmiştir. Özellikle, milliyetçilik, milli kültür, Türk aydınının durumu, eğitim meselemiz, modernleşme, batılılaşma ve son ikisinin paralelinde yaşadığımız kültürel değişmelerin seyri ve bu noktada, Türk milliyetçilerinin tutumlarının nasıl olması gerektiği hususları O’nun kafa yorduğu temel meselelerdir.

Güngör, sosyal psikolojiyi merkeze alarak, kendi neslinin ve sonra gelenlerin yapma cehdini ve cesaretini pek gösteremediği, disiplinler arası bir bakış açısıyla Türk cemiyetinin meselelerine dair eserler verdi.


En Çok Okunanlar