11 Temmuz 2019

  • Paylaş
çağdaş türk düşüncesinin ve “islam’ın bugünkü meseleleri”

Türk Düşüncesinin meselelerini bulduğumuz metinlerin müelliflerinin akademi dışında bulunması ve akademi içinde bulunanların, bu işlerini “akademik çerçeve” dışında yapmış olmaları, Türkiye’deki akademinin toplum ve toplumun varoluş kaygılarına ne kadar bigâne kaldığının burada da görülebilen bir resmidir.

“İslam’ın Bugünkü Meseleleri” hem Erol Güngör’ün eserleri arasında, hem çağdaş Türk düşüncesi içinde hem de çağdaş İslam düşüncesi içinde önemli bir yeri haizdir. Güngör’ün eserlerinden üçü, “Türk Kültürü ve Milliyetçilik” (1975), “Kültür Değişmesi ve Milliyetçilik” (1980) ve “İslam’ın Bugünkü Meseleleri” (1981) çağdaş Türk Düşüncesinin neden İslam düşüncesi ve İslam düşüncesinin de Türk düşüncesi olduğu veya olması gerektiğini açıkça gösterir. Bunu şu şekilde de ifade edebiliriz: Türkiye’de Müslümanların/İslam’ın bugünkü meselelerini müzakere etmeden düşünülemeyeceği gibi, Türkiye’de yaşanan tecrübeyi dikkate almadan da genel olarak Müslümanların/İslam’ın meseleleri kavranamaz. İnsanlığın meseleleri ise, Türk ve İslam düşüncesinin meseleleri üzerinden, daha doğrusu onların meselelerindeki külli/tümel cihet üzerinden hakiki olarak kavranabilir.

Ben kısaca “İslam’ın Bugünkü Meseleleri” kitabının Türk Düşüncesi içindeki yerine işaret ettikten sonra, bu eserde sunulan perspektifin Türk, İslam ve genel olarak insanlığın meselelerine yaklaşma ile ilgili sunduğu bazı imkanları, bir iki mevzu üzerinden işaret etmeye çalışacağım.

Önce “İslam’ın Bugünkü Meseleleri” kitabının Türk düşüncesi içindeki konumu ile ilgili bir hususu tespit etmemiz gerekmektedir. Benim görebildiğim kadarıyla Türk düşüncesinde bir süreklilik var. Biz bu sürekliliği duruma göre 10, 20 veya 30 yıl arayla telif edilen ve mevzusu, Türkiye’nin ve dolayısı ile Türk düşüncesinin meseleleri olarak görülebilecek bir dizi eser incelendiğinde takip edebiliriz. Bu eserlerin hemen hepsinin ortak kaygısı, ne gibi sorunlarla karşı karşıya olduğumuzu araştırma mevzuu etmeleridir. Benim burada isimlerini vereceğim düşünürlerimiz ve eserlerini “tahdidi” olarak değil de “ta’dadi” olarak kabul etmek gerekir. Çünkü bu eserlerin yazıldığı dönemlerde, benzer sorulara cevap arayan başka düşünürler ve başka eserler de mevcuttur ve bu eserlerin her birisinin diğeri ile irtibatı içinde incelenmesi, çağdaş Türk Düşüncesi’nin tarihini yazarken mutlaka dikkate alınması gereken belirleyici ciheti teşkil eder. Buradan bir hususu daha belirtmek gerekli gözükmektedir: her düşünür ve telif edilmiş her eser, bir gelenek içinde zuhur eder ve bu gelenekte, uzun bir zaman içinde gerçeklemiştir; bu cihetten bugün yazılmış olan bir eseri, geçmiş ile irtibatı içinde ele almak, onu ait olduğu düşüncenin tarihi derinliği içinde ele alınması demek olduğu için, bu boyutu ihmal ederek dar anlamı ile sistematik bir düşünce analizi, o eserde dile getirilen fikirlerin hakkını verme yönünden eksik kalacaktır. Mevcut meseleleri tartışırken, bu meselelerin bir tarihe sahip olduğunu ve bu arka plan çerçevesinde meselelere yaklaşıldığında, birçok şeyin çok daha sağlam bir şekilde müzakere edilebileceğini, en azından işaret etmek istedim.

* Bu yazı 16 Nisan 2016 tarihinde KOCAV’da yapılan Erol Güngör’ü Anma programında yapılan konuşmanın elden geçirilmiş şeklidir.

 

Yazının devamı Düşünce Dergisi'nin Erol Güngör sayısında...

 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Düşünce Dergisi'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş

erol güngör kaçışlar ülkesinin kaçkın olmayan evladı

Düşünce Dergisi'nin 8. sayısı Türk düşünce dünyasının en önemli mütefekkirlerinden olan Prof. Dr. Erol Güngör’ü ele aldı.

Erol Güngör, Türkiye’nin ve Türk aydınlarının sorunlarını anlamış, bunlara çözüm önerileri sunmuştur. Türk aydınlarının, Tanzimat’tan beri kendine yabancılaşma, milletinden ve kültüründen uzaklaşma cereyanının içinde yer almamış; Türk kültürünün içinde yer alıp, kültürden uzaklaşmadan modernleşmenin yollarını aramıştır.

erol güngör ün tarihte türkler adlı eserinde ittihat ve terakki

erol güngör’ün tarihte türkler adlı eserinde ittihat ve terakki hakkındaki görüşleriyle ilgili bazı değerlendirmeler

Milliyetçilik bir kültür hareketi olmasıyla ırkçılığı, halka dayanan bir siyasî hareket olmasıyla da otoriter idareleri reddeder diyen Güngör, milliyetçiliğin asıl gayesinin geniş kitlenin iradesine dayanan bağımsız bir siyasî idare ve bu siyasî birlik içerisinde millî bir kültür tesis etmek olduğunu belirtmektedir.

Erol Güngör; Türkiye’nin sosyal ve kültürel meselelerine, siyasi ve ideolojik çizgiden uzak fakat tutarlı bir bakış açısıyla, kendine özgü bir yaklaşım sergileyebilmiştir. Özellikle, milliyetçilik, milli kültür, Türk aydınının durumu, eğitim meselemiz, modernleşme, batılılaşma ve son ikisinin paralelinde yaşadığımız kültürel değişmelerin seyri ve bu noktada, Türk milliyetçilerinin tutumlarının nasıl olması gerektiği hususları O’nun kafa yorduğu temel meselelerdir.

Güngör, sosyal psikolojiyi merkeze alarak, kendi neslinin ve sonra gelenlerin yapma cehdini ve cesaretini pek gösteremediği, disiplinler arası bir bakış açısıyla Türk cemiyetinin meselelerine dair eserler verdi.


En Çok Okunanlar