07 Nisan 2015

  • Paylaş
meselemiz kültür

İnsan, “sonsuz, sınırsız ve sırasız” bir evrende, kendi varlığını, bütün- lüğünü, canlılığını sürdürür. İnsanlar bunlardan kaynaklanan “belirsiz, tanımsız, bilinmez” gerginlik hallerini “belirli, tanımlı ve bilinir” kılmaya çalışır. İnsanın bu çabalarına en büyük destek din, tarih ve kültürden gelmektedir. İnsanlar, hayata din, tarih ve kültür ile tutunurlar.

İnsan, “sonsuz, sınırsız ve sırasız” bir evrende, kendi varlığını, bütün- lüğünü, canlılığını sürdürür. İnsanlar bunlardan kaynaklanan “belirsiz, tanımsız, bilinmez” gerginlik hallerini “belirli, tanımlı ve bilinir” kılmaya çalışır. İnsanın bu çabalarına en büyük destek din, tarih ve kültürden gelmektedir. İnsanlar, hayata din, tarih ve kültür ile tutunurlar.

İnsan, kendi doğal ve kültürel ortamında, doğasının ve kültürün kendi aydınlığında hayat mücadelesini sürdürür. Bu mücadelede insan, şuuru ile kendi iç kültürel ortamı ile bu ortamı kuşatan dış kültürel ortamı bilmek ister. İnsan, sadece, şimdi ve burada olanı değil, dışarıda ve daha sonra olanı da merak eder.

İnsan doğal ve kültürel perdelerle “sonsuz, sınırsız ve sırasız” olandan korunmaktadır. İnsanın şuuru, perdelerin önünde ve arkasında, solunda ve sağında, altında ve üstünde olanı aramaktadır. İnsanın arayışı, öncelikle, kendi şuurunda gerçekleşmekte ve kendini ancak şuur yardımıyla teskin edebilmektedir. 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Düşünce Dergisi'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş

İçindekiler

Sayı 1 - Entelektüel içinddekiler

İnsan, “sonsuz, sınırsız ve sırasız” bir evrende, kendi varlığını, bütün- lüğünü, canlılığını sürdürür. İnsanlar bunlardan kaynaklanan “belirsiz, tanımsız, bilinmez” gerginlik hallerini “belirli, tanımlı ve bilinir” kılmaya çalışır. İnsanın bu çabalarına en büyük destek din, tarih ve kültürden gelmektedir. İnsanlar, hayata din, tarih ve kültür ile tutunurlar.

-türk milliyetçiliğinin türk sineması’ndaki serüveni üzerine kısa bir inceleme-

tutulmus  akılla ironi ye bag lanan bel

Teknoloji ve küreselleşmeye paralel olarak günümüz toplumlarının yaşam tarzları ve buna bağlı olarak toplumsal-kültürel yapıları hızla değişiyor.

carl schmitt in politik romantizmi

Romantizm 19. yüzyılda Avrupa’da edebiyatta, sanatta ve entelek- tüel alanda ortaya çıkmış bir akım olarak tarif edilir. ugün “romantizm”, “romantik” denince akla aşkla duyguyla yoğrulmuş insanlar ve bunların sergiledikleri hareketler gelmektedir.

bir entelektu el hastalıg ı olarak mu kemmelliyetc ilik

Mükemmele ulaşma kaygısı, insanların üretkenliğini de olumsuz etkileyebilmektedir. Bu kaygı yalnızca yapılan işi en iyiye ulaştırma yönünde gayret etmek şeklinde ilerlemez. Zaman zaman başarısızlıktan kaçma olarak da kendini gösterebilmektedir.


En Çok Okunanlar