06 Nisan 2015

  • Paylaş
âlim, arif, aydın

Bilgi tek tür değildir; insanın mesela algıları, bir tür bilgiyi teşkil ederken veya bir tür bilgiye esas teşkil ederken, algı verilerinin birbirle-ri ile irtibatlandırılması veya irtibatının kurulması daha farklı bir bilgiyi ifade eder.

İnsanların hayatı hep bilgi ile ve bilerek gerçekleşir. Bilgi olmadan hayat düşünülemez; bu sebeple insanların bulunduğu, hayatın devam ettiği her yer ve zamanda bir bilgi söz konusudur.

Bir bebek dünyaya geldiğinde sadece bilme imkânına ve kabiliyetine sahiptir; zamanla hayata katılırken bilgisi oluşur, derinleşir ve genişler.

Bilgi tek tür değildir; insanın mesela algıları, bir tür bilgiyi teşkil ederken veya bir tür bilgiye esas teşkil ederken, algı verilerinin birbirle-ri ile irtibatlandırılması veya irtibatının kurulması daha farklı bir bilgiyi ifade eder. Algılar arasındaki irtibatın muhtevası bir tür bilgiyi teşkil ederken, bu irtibatın formu daha farklı bir bilgiyi ifade eder. Ama aynı zamanda formların birbirleri ile ilişkileri söz konusu olduğunda, bir se- viyedeki formları muhteva olarak kavrayan, daha üst bir irtibatlandırma formu, daha üst bir bilme şeklini işaret eder.



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Düşünce Dergisi'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş

İçindekiler

Sayı 1 - Entelektüel içinddekiler

İnsan, “sonsuz, sınırsız ve sırasız” bir evrende, kendi varlığını, bütün- lüğünü, canlılığını sürdürür. İnsanlar bunlardan kaynaklanan “belirsiz, tanımsız, bilinmez” gerginlik hallerini “belirli, tanımlı ve bilinir” kılmaya çalışır. İnsanın bu çabalarına en büyük destek din, tarih ve kültürden gelmektedir. İnsanlar, hayata din, tarih ve kültür ile tutunurlar.

-türk milliyetçiliğinin türk sineması’ndaki serüveni üzerine kısa bir inceleme-

tutulmus  akılla ironi ye bag lanan bel

Teknoloji ve küreselleşmeye paralel olarak günümüz toplumlarının yaşam tarzları ve buna bağlı olarak toplumsal-kültürel yapıları hızla değişiyor.

carl schmitt in politik romantizmi

Romantizm 19. yüzyılda Avrupa’da edebiyatta, sanatta ve entelek- tüel alanda ortaya çıkmış bir akım olarak tarif edilir. ugün “romantizm”, “romantik” denince akla aşkla duyguyla yoğrulmuş insanlar ve bunların sergiledikleri hareketler gelmektedir.

bir entelektu el hastalıg ı olarak mu kemmelliyetc ilik

Mükemmele ulaşma kaygısı, insanların üretkenliğini de olumsuz etkileyebilmektedir. Bu kaygı yalnızca yapılan işi en iyiye ulaştırma yönünde gayret etmek şeklinde ilerlemez. Zaman zaman başarısızlıktan kaçma olarak da kendini gösterebilmektedir.


En Çok Okunanlar