08 Mart 2022

  • Paylaş
yaşar erdinç’in "36/42 para harekatı – krizlerin belgesel romanı" incelemesi

Bağlam olarak yazarın, kitap içeriğinde önce ekonominin dengelerini anlatıp sonra ekonomik krizleri anlatması, kitabı daha da anlaşılır hale getiriyor. Böylelikle okuyucu olaylara geniş bir perspektiften bakabilme imkanı buluyor.

İnceleme Harekatı

Para Harekatı kitabı gerçekten de tam olarak “Krizlerin Belgesel Romanı”. Kişisel kanaatimce yazar, “Her insanın bir hikayesi vardır ve insanlar hikayelere ilgi duyar, hikayelerle yaşar.” mantığını benimseyerek, diyalogların bol bol yer aldığı, gerçeği ve öyküyü bir bütün halinde birleştirerek adeta yazılı bir hikaye anlatıcılığında bulunuyor. Bunu yaparken hayali karakterler kullanmanın yanı sıra çeşitli makalelerden alıntılar yapıyor ve internet sitelerinden referanslar veriyor. Ayrıca okuyucunun ufkunu açmak için yaşanmış ekonomik krizlerin başrollerine, dünyaca ünlü ekonomistlere ve siyasi kişiliklere de dikkat çekmeyi unutmuyor.

Yazar, literatürdeki birçok ekonomik kriz hakkında yazılmış kitabın aksine okuyucuya salt bilgi vermeyi ve tamamen tarihsel bir kriz anlatımı yapmayı tercih etmiyor. Bunun yerine roman, ders kitabı ve belgesel olmak üzere üç alanda kendisini okuyucuya hissettiriyor. Demem o ki hem bir romanın insana değen tarafını kullanıyor hem bir ders kitabının yol gösterici ve rehber görevini üstleniyor hem de bir belgeselin akıcı hikayesi ve gerçeklerle donatılmış yönünü benimsiyor. En başta da söylediğim gibi, tüm bunları yaparken okuyucuya ekonomik terimleri adeta bir taramalı tüfek gibi saçmak yerine, romanın akışında yer yer kullanarak kitapseverleri ekonomik terimlerle boğmamayı tercih ediyor. Yoğun bir jargon kullanmak yerine sade bir anlatım tarzı benimsiyor. Bu bağlamda aslında yazar, amacına ulaşmıştır diyebiliriz çünkü ekonomik terimlere uzak her bir kitapsever bu eseri rahatlıkla okuyabilir ve bu sayede ekonomi hakkında birçok bilgiye ulaşabilir.

Yazının devamı Düşünce Dergisi'nin "Piyasa" sayısında...

 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Düşünce Dergisi'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş

Yaşar Hoca 24 saati dolu dolu yaşayan biriydi. Gece 11-12’de internetten canlı eğitimler verip, yatırımcılarla sohbetler yapıp, sabah 5’te internet sitesine yorumlarını ekleyip, 8’de ofiste olmak, ben hiçbir zaman alışamasam da, onun için normaldi. Ya da gece 3-4 gibi yorumlarını, yazılarını tamamlayıp sabah 7-8 gibi TV’lerde yorum yapmak. Bunların çoğunun maddi bir getirisi de yoktu.

Bağlam olarak yazarın, kitap içeriğinde önce ekonominin dengelerini anlatıp sonra ekonomik krizleri anlatması, kitabı daha da anlaşılır hale getiriyor. Böylelikle okuyucu olaylara geniş bir perspektiften bakabilme imkanı buluyor.

“Yahudilerin faizli borç ilişkilerindeki başarısı ise toplumların gelir adaletsizliğini artırdığı ve yoksulluğa sebep olduğu için birçok devlet tarafından iyi karşılanmaz fakat tüm bu etkenler, Yahudilerin finansal başarısını etkilemez.”

Ahmet Midhat Efendi, 1890’da kaleme aldığı Müşahedat romanında, önce İstanbul’un sebze halindeki esnafının tek tek nasıl kuruşlandığını tasvir eder; sonra bize büyük bir girişimci portresi çizer. Seyit Mehmet Numan, para şöyle dursun, kredi kavramını bile ete kemiğe büründürmüş ender Osmanlılardan biridir.

Piyasanın egemenliği neoliberal söyleme teslim olmuş dünyamızda neredeyse aksi düşünülemez ve geri döndürülemez bir süreç gibi görünüyor. Bu haldeyken piyasanın yeniden bir ahlâki pusulaya ihtiyacı olduğu ortada.

Kendi içindeki olanca farklılığına rağmen bütün teolojik sistemlerin tepe noktasında Tanrı yer alır, bu o sistemin kutsalını belirtir. Ekonominin tepe noktasında ise Piyasa vardı. Cox, Piyasa kelimesi kasıtlı olarak büyük harfle yazar; amacı “bu kelimenin sahip olduğu gizeme ve iş adamları arasındaki saygınlığına” işaret etmektir.


En Çok Okunanlar