Güncelleme: 23 Aralık 2016

  • Paylaş
kültürel araç olarak dil ve pedagoji: motivasyonel bir analiz

Eğitim ve kurumları kültür aktarıcılığı ve devamlılığında çok önemli işlevlere sahiptir. Öyle ki, hemen her dönemde eğitime (sistemine) yöneltilen eleştirilerin başında yeni nesillerin kültürel değerlerine sahip olmasındaki eksiklikler gelmektedir.

Eğitim ve kurumları kültür aktarıcılığı ve devamlılığında çok önemli işlevlere sahiptir. Öyle ki, hemen her dönemde eğitime (sistemine) yöneltilen eleştirilerin başında yeni nesillerin kültürel değerlerine sahip olmasındaki eksiklikler gelmektedir. Burada eğitim derken genellikle eğitim sistemi (milli eğitim), müfredat, okul, öğretmen ve idarecileri kastedilmektedir. Her ne kadar hayatı kolaylaştırmanın yollarından biri olsa da, sınırı çizilmeyen genellemeler hata yapmanın kapılarını da aralar. Eğitime yöneltilen eleştirilerin haksız ya da yersiz olduğu anlamı çıkmamalı bu ifadelerden. Toplumsal değişmelerle ilgili tüm eleştiri oklarını yalnızca eğitime yöneltirken, sayısız başka faktörlerin dikkatimizden kaçabileceği gerçeğini vurgulamak isterim.

Dilin insan iletişiminin en muhteşem aracı olduğunu ifade etmek abartıya kaçmak olmaz ve hatta hemen herkesin üzerinde mutabık olacağını söyleyebiliriz. Duygu ve düşüncenin sembolik aracı olan dil, insanın bilişsel, sosyal ve duygusal gelişiminin de hem sonucu hem de sağlayıcısıdır. Diğer bir deyişle karşılıklı etkileşim halindedirler. Doğumdan itibaren gerek zihinsel gerekse fiziksel gelişimle birlikte devam eden dil gelişimi, zihinsel ve fiziksel değişime bağlı iken; dil, insan zihninin gelişmesine de etki etmektedir. Zira dış dünyayla özellikle zihinsel ve duyuşsal bağlarımız dilin aracılığıyla kurulmaktadır. Düşünce ve duyguların karmaşıklaşması (gelişmesi anlamında) dilin de bu ölçüde karmaşıklaşmasını gerektirmektedir. Dilin imkânları ile ifade edilen (bir anlamda somutlaşan) duygu ve düşüncelerin sınırları, bireyin (ve onu en fazla etkileyen toplumsal etkilerin) dil kapasitesince belirlenmeye başlayacaktır. Burada dilin imkânlarıyla ifadeye dökülmeyen duygular ve düşüncelerin varlığının inkârı söz konusu değildir. Altını çizmek istediğim husus, dilin duygu ve düşünceler üzerindeki etkisidir.  

Yazının devamı Düşünce Dergisi'nin Dil sayısında...



İlgili Konular Ömer AVCI pedagoji Dil
Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Düşünce Dergisi'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş

Düşünce Dergisinin Kent Konulu Sayısı Çıktı

Düşünce Dergisi Yedinci Sayısında Sayfalarını Kente Açtı. "Kent:İdeoloji Mi, Ütopya Mı?" Başlığıyla Çıkan Sayı Meselenin Farklı Yönlerini Ele Alan Yazılardan Teşekkül Etti.

dünden bugüne göçler ve türkiye

Göç ve mülteciliğin akademik ve toplumsal hayatımıza bu kadar yoğun bir biçimde girmesinde şüphesiz, (Suriye savaşının başlamasıyla) İkinci Dünya Savaşı’ndan beri en büyük zorunlu göç sorunu ile karşı karşıya olmamızın önemli bir payı var.

Altıncı yılını dolduran Suriye iç savaşı ve Türkiye’nin uyguladığı açık sınır politikasının neticesi olarak resmi rakamlara göre üç milyon civarında Suriye vatandaşı bu süreç içerisinde ülkemize sığınmıştır.

takdim yerine tarihin değişmez akıntısı göç

düşünce dergisi'nin altıncı sayısı çıktı

Artık-değerin gaspı, feodal bağlarından özgürleşmiş emek gücüne ve paranın mahiyetinde gizlenmiş meta fetişizmine olduğu kadar emek sürecinin denetimini kaybetmemek adına emekçiyi daima baskılayacak bir yedek emek ordusuna ihtiyaç duymaktadır. İşte bu çok ihtiyaç duyulan yedek emek ordusunu besleyen en önemli demografik hareket de göç olmuştur.

Tarih boyunca yapılan göçlerin insanın varoluşunu tamamlayan bir süreç olduğundan bahsedilebilir. İnsan gruplarının, dolayısıyla kültürlerin karşılaşmasından yeni toplumsal yapılar, yeni kültürler oluşur. Her bir karşılaşma yeni bir toplumsal inşa manasına gelir.


En Çok Okunanlar