18 Mart 2023

  • Paylaş
konuşma dilimiz

Yazı dili üzerine yapılan çalışmaların yanında konuşma dili alanında yapılanlar eser miktardadır. Konuşma dili nasılsa biliniyor diye mi düşünülmüştür, yazıyı çözersek kendiliğinden çözülür diye mi, bilemiyoruz.

Dilimiz Türkçe ne kadar zamandır konuşulmaktadır? Nasıl bir evrim geçirerek bugüne gelmiştir? Bunların cevabını net olarak bilmek zor. Ancak tahminlerde bulunulabilir. Ama bu işi dilbilimcilere bırakmak daha doğru olur.

Peki bu dil ne kadar süredir yazılmaktadır denilirse şimdilik 1300 yıl öncesine gidebiliyoruz. Çünkü tarih bilimi belgeler üzerine kurulu olduğu için yazı dilinin serüvenini takip etmek daha kolay görünüyor. Bu aynı zamanda eğitimde de kolaylık sağlıyor. Bilginin, tecrübenin, düşüncenin paylaşılması için geniş bir zemin oluşturuyor.

Dünyaya gelen bir çocuk belli bir süre sonra büyüklerini taklit ede ede kendi dilini konuşmaya başlıyor. İlk kelimeleri en çok temas ettiği kişi olan annesinden öğrendiği için bu onun ana dili oluyor. Yani önce konuşma, üç dört yıl sonra da yazma öğreniliyor. Herkes yazıyı daha sonra öğrendiği için konuşma diline de buradan bakıyor. Nitekim dil konusunda yazı dili üzerine yapılan çalışmaların yanında konuşma dili alanında yapılanlar eser miktardadır. Konuşma dili nasılsa biliniyor diye mi düşünülmüştür, yazıyı çözersek kendiliğinden çözülür diye mi, bilemiyoruz. Okullarda belki de hâlâ Türkçe yazıldığı gibi konuşulur, konuşulduğu gibi yazılır denilse de konu üzerine biraz eğilen biri pek de öyle olmadığını görecektir. Ama şu ifade asla yanlış olmaz: Konuşma dilimizle yazı dilimiz birbirine yakındır. Alfabemiz bu bakımdan bütün alfabelerden öndedir.

Konuşma dili ile yazı dilini bir de değişim bakımından karşılaştıralım: Görülen odur ki konuşma dili, yazı diline göre daha hızlı değişir. Çünkü daha günceldir, aynı zaman diliminde yaşayanlara seslenir. İfade, tonlama, yorum pek değişmese de kelimelerin telaffuzu değişebilir. Hayatın akışı içinde bazı sesler kaybolabilir. Ama yazı diliyle daha geniş bir zaman aralığına seslenildiği için değişim çok daha yavaş olur. Türkçe özelinde belki bunun tersi olmuş, imparatorluktan cumhuriyete geçişte yazı daha hızlı değişmiş, konuşma dili onu takip etmiştir. Belli bir dönem sonra ise söz gelimi son elli yılı ele alacak olursak baştaki genel ifadelerimiz doğrudur.

 

Yazının devamı Düşünce Dergisi'nin "Türkçe" sayısında...

 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Düşünce Dergisi'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş

Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminin daha sistemli ve etkili olabilmesi için doğrudan bu alana özgü öğretmen yetiştirme politikasının kısa sürede hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Yazı dili üzerine yapılan çalışmaların yanında konuşma dili alanında yapılanlar eser miktardadır. Konuşma dili nasılsa biliniyor diye mi düşünülmüştür, yazıyı çözersek kendiliğinden çözülür diye mi, bilemiyoruz.

Bir toplumun kültürel yapısının ve özelliklerinin dile yansımaları çevirmenin sadece yabancı dil ve kültürü değil aynı zamanda kendi dil ve kültürünün yapısını, beklentilerini ve kullanımını çok iyi bilmesi gerektiği aşikardır.

Sahaya girdiğiniz zaman şunu görüyorsunuz. Almanya’da artık Türk çocukları çok dilli büyüyorlar. Türkçe, Almanca bir de İngilizce var. Yaptığımız istatistiklerde çok dilli bir neslin Avrupa'daki Türkler arasına geldiğini görüyoruz. Ama burada bana göre eksik olan ayak Türkçe ayağı.

Şinasi’den beri ağır aksak yürüyen Türkçeye gidiş giderek sür’atlenecek, hep kabul edildiği gibi Reşat Nuri, Refik Halit, Falih Rıfkı’da dil merkezini bulacaktır. Bu noktadan sonra Türkçe tarihinin en güzel örneklerini verecektir.

batı kökenli bazı kelimelerdeki ses olaylarının yazım kılavuzu’na yansıması üzerine


En Çok Okunanlar