18 Mart 2023

  • Paylaş
türkçenin yabancı dil olarak öğretimi

Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminin daha sistemli ve etkili olabilmesi için doğrudan bu alana özgü öğretmen yetiştirme politikasının kısa sürede hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Coğrafyası ve nüfusu bakımından Türkçe, dünyanın diğer dillerine göre nicel ortalamaların üstünde yer alan bir dil olması (Uzun, 2012) ve kategorik, sentaktik, morfolojik ve fonetik açılardan diğer dünya dilleriyle olan benzerlik veya farklılıkları (Ercilasun, 2013) nedeni ile yabancı bir dil olarak öğrenen sayısı katlanarak artmaktadır. Son yıllarda Türkiye’nin kendi bölgesinde başta eğitim, sağlık ve turizm gibi nedenlerle cazibe bir ülke olması ve buna Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi için dil politikası oluşturulma çabası da eklenince Türkçe ve Türk kültürünün öğrenilmesi ayrı bir önem kazanmıştır. Bu beraberinde Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde öğrenici ve öğretici profili olmak üzere bütün paydaşlarda bir çeşitlik oluşturmuştur. Öyle ki Kibar (2021) yaptığı çalışmada Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenenlerin dil ihtiyaçlarının ülkelere göre (Bosna-Hersek, Kosova, İran, Polonya, Gürcistan, Türkiye, Mısır, Afganistan, Hindistan, Cibuti) farklı alt boyutlarda yoğunlaştığı tespit etmiştir. Bu ihtiyaç çeşitliliği ise Türkçenin farklı dil kullanım alanlarında (kamu, özel, eğitim, sosyal) farklı hedef  kitlelere, farklı öğretici, materyal ve öğretim programı ile yapılmasına kaynaklık etmiştir. Bu bağlamda bu yazıda Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde mevcut durum kurumsal uygulamalar kapsamında derginin okur kitlesi dikkate alınarak anlatılmaya çalışılmıştır.

Yazının devamı Düşünce Dergisi'nin "Türkçe" sayısında...

 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Düşünce Dergisi'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş

Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminin daha sistemli ve etkili olabilmesi için doğrudan bu alana özgü öğretmen yetiştirme politikasının kısa sürede hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Yazı dili üzerine yapılan çalışmaların yanında konuşma dili alanında yapılanlar eser miktardadır. Konuşma dili nasılsa biliniyor diye mi düşünülmüştür, yazıyı çözersek kendiliğinden çözülür diye mi, bilemiyoruz.

Bir toplumun kültürel yapısının ve özelliklerinin dile yansımaları çevirmenin sadece yabancı dil ve kültürü değil aynı zamanda kendi dil ve kültürünün yapısını, beklentilerini ve kullanımını çok iyi bilmesi gerektiği aşikardır.

Sahaya girdiğiniz zaman şunu görüyorsunuz. Almanya’da artık Türk çocukları çok dilli büyüyorlar. Türkçe, Almanca bir de İngilizce var. Yaptığımız istatistiklerde çok dilli bir neslin Avrupa'daki Türkler arasına geldiğini görüyoruz. Ama burada bana göre eksik olan ayak Türkçe ayağı.

Şinasi’den beri ağır aksak yürüyen Türkçeye gidiş giderek sür’atlenecek, hep kabul edildiği gibi Reşat Nuri, Refik Halit, Falih Rıfkı’da dil merkezini bulacaktır. Bu noktadan sonra Türkçe tarihinin en güzel örneklerini verecektir.

batı kökenli bazı kelimelerdeki ses olaylarının yazım kılavuzu’na yansıması üzerine


En Çok Okunanlar