25 Kasım 2015

  • Paylaş
osmanlıda taşra yönetimi ve üniter devlet mirasımız
osmanlıda taşra yönetimi ve üniter devlet mirasımız

"Osmanlı'da üst düzey memurların hepsinin merkezden atandığı eyalet sistemi, bu memurlar arasındaki karşılıklı kontrol sayesinde yüzlerce yıl ayakta kalmıştır. Bu sistem, Batı’daki gibi bir yöre halkını toptan bir feodal beyin emrine bırakmaz."

Giriş: Unutmak ve hatırlamak üzerine; Elde var ulus devlet!

Bugün ulus devleti tartışmaya açanlar ulus devletin roman gibi kurgusal bir eser olduğunu, ulus devletin insan eliyle inşa edildiğini, ulus devlet kurgusunun son beş yüz yılda Avrupa’nın 1500 devletini 50 devlet bayrağı altında birleştirirken, Türklerin Viyana’dan Çin’e uzanan üç imparatorluğunu: Osmanlı, Safevîler ve Babürlüler’i onlarca parçaya ayırdığını, bizim kurduğumuz ulus devletin ise artık tükendiğini ifade etmektedir. Özellikle muhafazakar aydınlar millet kelimesinin Kur’ân-ı Kerimde birçok yerde millet-i İbrahim olarak geçtiğini, bu anlamda bir nevi kalpazanlıkla din manasına gelen bu kelimenin anlamının değiştirilerek ulus kelimesi yerine kullanıldığını, ulusların yakın geçmişi unutturarak ve uzak geçmişin mitlerini ve efsanelerini hatırlatarak inşa edildiğini belirtmektedirler.
Yazımızın konusu ve asıl vurgulamak istediğimiz husus ulus devletten de ziyade üniter devlettir. Ancak, son dönemde ulus devlete yönelik fikri hücumların zihnimizde yarattığı sualler ile meseleye giriş yapmak hem kavram zeminimizi oturtmamızı hem de meseleleri neden tarihle birlikte ele almamız gerektiğini anlatmamızı sağlayacaktır.

 

 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Düşünce Dergisi'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş

günümüz türkiye sinde müslüman kadının siyasi hayata katılımı üzerine görüşler

Geçmişte Müslüman kadınlar siyasi partilerin iktidar savaşında araç olarak kullanılmış ancak seçimlerden sonra evlerine geri gönderilmişlerdi. İslamcı olsun olmasın ataerkil zihniyetin uzantısı niteliğindeki bütün siyasi partiler için bu geçerlidir.

devletin kaybından sonra bir milletin tasfiyesi endülüs müslümanlarının sonu

Moriskolaştıktan sonra görünüşte Hristiyanlığı kabul etseler de Eski Hristiyanlar onların bu yeni kimliklerine hiçbir zaman güvenmemiş ve kendileri için uygun gördükleri bir zamanda da tamamen tasfiye yoluna gitmişlerdir. Günümüzde bu dramatik süreci iyi tahlil etmediğimiz takdirde dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan sadece Müslümanların değil, ezilen pek çok milletin yaşadığı dramları anlamlandırmamız mümkün değildir

muhammed abid cabiri ve mustafa akkad ın eserleri ışığında islam

Peygamber dönemi siyasi formasyonunun tam anlamıyla bir devlet şeklini alması daha sonraki dönemlerde görülebilir; ancak peygamber döneminde; yetke (sulta), bu yetkenin kaynağı ve meşruiyeti ispatlamaya yönelen ve dine daveti esas amaç edinen, bu dava-ispat ekseninde şekillenen bir siyasi yapıdan söz edilebilir.

devletin ideolojik aygıtı olarak sinema

Duygusal boyutta özdeşleşebileceği kahramanlar ile hayalleri bir araya getiren sinema, devletin ideolojisi ile toplum arasında bir arabulucu gibidir. Genellikle ise bu arabuluculuk devletin hanesine artı puan yazdıran ikna ile sonuçlanır.

rasyonel aklın türevlerine karşı geleneğin tortusu

Sözleşmeyi haklılaştırmak için türev vazifesi gören rasyonalizm, aklı kutsamak adına, bütün etik ve ahlaki değerleri irrasyonel ve modası geçmiş yaftasıyla reddetmiştir.Geleneksel ilişki biçimlerinin ve dayanışma ruhunun kaybolması ile insan muhafazasız kalırken, devlet giderek daha fazla merkezileşmeye ve totaliterleşmeye başlamıştır.

el-med netü l-f dıla

Demokrasi Farabî’ye göre her türlü hazcılığı ihtiva edebilecek ve her türlü fasid fikrin ortaya çıkmasına neden olabilecek bir yönetimdir. Demokrasi herkese her şeyi yapması için serbestiyet tanıdığı için faziletli olması mümkün değildir.


En Çok Okunanlar