Güncelleme: 09 Ocak 2016

  • Paylaş
doğu batı denkleminde adalet/hukuk, devlet ve değişim
doğu batı denkleminde adalet/hukuk, devlet ve değişim

Fransız idare hukukunun halkı müşteriye indirgeyen veya devleti hizmetçi/garson devlet anlayışı değil, işin aslına ve tabiatına uygun şekilde halkına hâdim devlet anlayışı devlet geleneğimize her yönüyle uygun düşer...

 

Batı düşünce dünyasında Rönesansla başlayan yenileşme girişimleri, kendi kaynakları ve bunun yanında o güne kadar insanlığın ortak mirasının en büyük parçasını oluşturan Doğu kaynaklarını da içeren bir temel üzerine kurulmuş ve yenileşmesini de bunun üzerine inşa etmişti. Doğal olarak Batı coğrafyasının kendi hayat anlayışına ve bu coğrafyanın halklarının ihtiyaçlarına hitap etmek üzere doğal tarihi seyri içerisinde büyük mücadelelerle oluşturduğu bu bina, başlangıçta hiç de evrensel kurallar koyma gibi bir iddia ile yola çıkmamıştı. Batıdaki gelişmenin temel muharriki olan ferdî fayda/kâr elde etme ve şöhrete ulaşma gibi pragmatik amaçlar hızlı bir rekabeti ve gelişmeyi körüklüyordu. Batı’da aklın ve maddenin ön planda olduğu vahşî bir rekabet ortamı ortaya çıkmışken skolastik dönemin kilisesi, kalbe ve vicdana hitap edemiyordu.
Aynı zaman diliminde, Doğu dünyasında da kısmen geçerli olan bu sâiklere ek olarak daha uhrevî veya en azından mistik dayanaklar üzerinden daha sakin, ağır işleyen ve düşük bir rekabet ortamının varoldudoğuğu bir gelişme yaşanmaktaydı. Bununla birlikte, Doğu’da Batıdaki gibi akla başvurulması yanında, insanın iç alemi olan gönül ve ruh dünyası içerisinde transandantal aşk ve hikmet de aranıyordu. Bu derin farklılığı ortaya koyan bu temel tespitimiz, VIII-XIV yy. arasında Doğu’nun bilim, teknoloji, mimarî, sanat ve müzik gibi hemen her alanda açık ara üstünlüğünü, Batı’nın ise, Avrupalı bilim adamlarının kendi coğrafyalarındaki uzun bir periyodu kapsayan zaman dilimini karanlık çağ1 olarak adlandırdığı dönem içerisinde dinî taassup, hurafeler ve başarısızlıklarla dolu yıllar için özellikle geçerlidir. Haçlı seferleriyle Türk-İslam dünyasıyla temas ve çok daha sonraları İspanya üzerinden ise Arap-İslam dünyasıyla kurulan ilişkiler, çok sonraları Avrupa için olağanüstü bir zihni açılım imkanı sağlamıştı. Doğuda zaten bilinmekte olan Antik Yunan felsefesinin Endülüs üzerinden Batı`ya ulaşan çeviri metinleri Devlet-Adalet ve Hukuk konularında da yeniden düşünülmesini sağlamıştır.

..............

Yücel Oğurlu



İlgili Konular Yücel Oğurlu
Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Düşünce Dergisi'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş

günümüz türkiye sinde müslüman kadının siyasi hayata katılımı üzerine görüşler

Geçmişte Müslüman kadınlar siyasi partilerin iktidar savaşında araç olarak kullanılmış ancak seçimlerden sonra evlerine geri gönderilmişlerdi. İslamcı olsun olmasın ataerkil zihniyetin uzantısı niteliğindeki bütün siyasi partiler için bu geçerlidir.

devletin kaybından sonra bir milletin tasfiyesi endülüs müslümanlarının sonu

Moriskolaştıktan sonra görünüşte Hristiyanlığı kabul etseler de Eski Hristiyanlar onların bu yeni kimliklerine hiçbir zaman güvenmemiş ve kendileri için uygun gördükleri bir zamanda da tamamen tasfiye yoluna gitmişlerdir. Günümüzde bu dramatik süreci iyi tahlil etmediğimiz takdirde dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan sadece Müslümanların değil, ezilen pek çok milletin yaşadığı dramları anlamlandırmamız mümkün değildir

muhammed abid cabiri ve mustafa akkad ın eserleri ışığında islam

Peygamber dönemi siyasi formasyonunun tam anlamıyla bir devlet şeklini alması daha sonraki dönemlerde görülebilir; ancak peygamber döneminde; yetke (sulta), bu yetkenin kaynağı ve meşruiyeti ispatlamaya yönelen ve dine daveti esas amaç edinen, bu dava-ispat ekseninde şekillenen bir siyasi yapıdan söz edilebilir.

devletin ideolojik aygıtı olarak sinema

Duygusal boyutta özdeşleşebileceği kahramanlar ile hayalleri bir araya getiren sinema, devletin ideolojisi ile toplum arasında bir arabulucu gibidir. Genellikle ise bu arabuluculuk devletin hanesine artı puan yazdıran ikna ile sonuçlanır.

rasyonel aklın türevlerine karşı geleneğin tortusu

Sözleşmeyi haklılaştırmak için türev vazifesi gören rasyonalizm, aklı kutsamak adına, bütün etik ve ahlaki değerleri irrasyonel ve modası geçmiş yaftasıyla reddetmiştir.Geleneksel ilişki biçimlerinin ve dayanışma ruhunun kaybolması ile insan muhafazasız kalırken, devlet giderek daha fazla merkezileşmeye ve totaliterleşmeye başlamıştır.

el-med netü l-f dıla

Demokrasi Farabî’ye göre her türlü hazcılığı ihtiva edebilecek ve her türlü fasid fikrin ortaya çıkmasına neden olabilecek bir yönetimdir. Demokrasi herkese her şeyi yapması için serbestiyet tanıdığı için faziletli olması mümkün değildir.


En Çok Okunanlar