11 Temmuz 2019

  • Paylaş
güngör’ün tercüme anlayışı: üç tahlil seviyesi

İlmi çalışmaları ile birlikte tercüme işini büyük bir titizlik ve disiplinle sürdüren Erol Güngör’ün kendi tabiriyle “bir feragat işi” olarak gördüğü mütercimlik, onun hayatında neden bu kadar merkezi bir yer tutmuştur? Tercümenin “kimlik” ve “dil” ile olan irtibatı nedeniyle Güngör bu feragat işini, bir mükellefiyet olarak üstlenmiştir.

“Tercüme”; sözlük anlamı itibariyle, bir sözü söylendiği dilde açıklamak, sözü başka bir kimseye ulaştırmak ve nakletmek demektir. Bir bilginin diğerine aktarılması manasıyla “nakletmek”, esasında sözle birlikte kültürün ve deneyimin de aktarılmasıdır. Bu aktarım, aynının tekrarı olmaktan öte, nakledenin yorumunu ihtiva edecek şekilde birikimli olarak ilerler. Gelişmeyi ve değişmeyi beraberinde getiren de budur; yani insanın kendini konumlandırdığı kültür içinde ve neyle irtibatlı olduğudur. Bağlantı kurmak, bir şeyi başka bir şeyle irtibatlandırmak, insanın kendini ve çevresini anlamlandırma ve yorumlama çabasıdır. Tercüme de dil aracılığı ile kültürler arasında bağlantı kurar. Bu bakımdan, büyük düşünürleri ve bilim adamlarını diğerlerinden ayıran en belirgin özelliklerden biri tercümeye verdikleri önemdir. Erol Güngör’ün de, bilim adamı kimliğinde ön plana çıkan özelliklerden biri mütercimliğidir. Güngör’ün ilim ve fikir hayatımıza kazandırdığı yeri halen doldurulamayan telif eserlerinin yanısıra çok sayıda tercüme eseri bulunmaktadır: David Krech ve Richard S. Crutchfield’in “Sosyal Psikoloji”(1965), Kenneth Boulding’in “Yirminci Asrın Manası” (1969), Walt W. Rosow’un “İktisadi Gelişmelerin Merhaleleri”(1970), John U. Nef’in Mücadelesi”(1973), Paoul Hazard’ın “Batı Düşüncesindeki Büyük Değişme”(1973), Roberts B. Downs’un “Dünyayı Değiştiren Kitaplar” (1994) isimli kitapları dilimize çevirdiği eserlerdir.

İlmi çalışmaları ile birlikte tercüme işini büyük bir titizlik ve disiplinle sürdüren Erol Güngör’ün kendi tabiriyle “bir feragat işi” olarak gördüğü mütercimlik, onun hayatında neden bu kadar merkezi bir yer tutmuştur? Kanaatimizce bunun nedeni, sadece bilginin aktarılması konusunda hissettiği sorumluktan ileri gelmez. Aynı zamanda tercümenin “kimlik” ve “dil” ile olan irtibatı nedeniyle Güngör bu feragat işini, bir mükellefiyet olarak üstlenmiştir. Bu bağlamda, Erol Güngör’ün tercümeye verdiği önemi; “kimlik” , “dil” ve “bilim ahlakı” üzerinden değerlendirmeye çalışacağız.

 

Yazının devamı Düşünce Dergisi'nin Erol Güngör sayısında...

 



İlgili Konular tercüme Erol Güngör Dil kimlik
Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Düşünce Dergisi'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş

erol güngör kaçışlar ülkesinin kaçkın olmayan evladı

Düşünce Dergisi'nin 8. sayısı Türk düşünce dünyasının en önemli mütefekkirlerinden olan Prof. Dr. Erol Güngör’ü ele aldı.

Erol Güngör, Türkiye’nin ve Türk aydınlarının sorunlarını anlamış, bunlara çözüm önerileri sunmuştur. Türk aydınlarının, Tanzimat’tan beri kendine yabancılaşma, milletinden ve kültüründen uzaklaşma cereyanının içinde yer almamış; Türk kültürünün içinde yer alıp, kültürden uzaklaşmadan modernleşmenin yollarını aramıştır.

erol güngör ün tarihte türkler adlı eserinde ittihat ve terakki

erol güngör’ün tarihte türkler adlı eserinde ittihat ve terakki hakkındaki görüşleriyle ilgili bazı değerlendirmeler

Milliyetçilik bir kültür hareketi olmasıyla ırkçılığı, halka dayanan bir siyasî hareket olmasıyla da otoriter idareleri reddeder diyen Güngör, milliyetçiliğin asıl gayesinin geniş kitlenin iradesine dayanan bağımsız bir siyasî idare ve bu siyasî birlik içerisinde millî bir kültür tesis etmek olduğunu belirtmektedir.

Erol Güngör; Türkiye’nin sosyal ve kültürel meselelerine, siyasi ve ideolojik çizgiden uzak fakat tutarlı bir bakış açısıyla, kendine özgü bir yaklaşım sergileyebilmiştir. Özellikle, milliyetçilik, milli kültür, Türk aydınının durumu, eğitim meselemiz, modernleşme, batılılaşma ve son ikisinin paralelinde yaşadığımız kültürel değişmelerin seyri ve bu noktada, Türk milliyetçilerinin tutumlarının nasıl olması gerektiği hususları O’nun kafa yorduğu temel meselelerdir.

Güngör, sosyal psikolojiyi merkeze alarak, kendi neslinin ve sonra gelenlerin yapma cehdini ve cesaretini pek gösteremediği, disiplinler arası bir bakış açısıyla Türk cemiyetinin meselelerine dair eserler verdi.


En Çok Okunanlar